Murat Ertaş,Osman Nuri Toraman,Aysun Gemalmaz

Siz okuyucularımın bir emaneti olarak bu köşede Erzurum’a ilişkin somut ne varsa yazıyorum ve yazmaya da devam edeceğim.

 

Bu sefer de Erzurum’daki sorunları bir yana bırakıp ilk yazılarımda olduğu gibi Erzurum’un güzel şahsiyetlerinden bahsetmek istiyorum.

 

 

Aslında Erzurum’da birçok güzel şey var fakat sanırım onlar  da kar altında kalıyor da hissedemiyoruz ya da biliyor kalbimize saklıyoruz paylaşmak yerine.

 

 

İlk yazılarımın birinde Murat Ertaş,Erdoğan Erbay, Okumak Ayrıcalıktır ekibi, Bilal Tavlak,  Genç Gezginler, Kariyer Topluluğu gibi kişi ve kurumlardan bahsetmiştim. Hepsinin Erzurum’u ayrı ayrı renklendirdiğini uzaktan veya yakından takip ediyorum.

 

 

Şimdi ise bilhassa tanıdığım,izlediğim üç ismin adlarını zikretmek gereği duydum. Her birisi alanında farklı işlere imza atan, atmaya çalışan bu isimler hem tebriği hak ediyor hem de tanınmayı.

 

 

( Yanlış anlaşılmasın Murat Bey hariç diğerleri ile yüzyüze tanışıklığım,bir çıkarım vs. Yoktur. Çıkarımız olacaksa da bir bardak çayları olur, o da kafidir.)

 

 

Murat Ertaş ile o bilmese de eskiden öğrenci-öğretmen ilişkisine dayanan bir tanışıklığımız vardır.  Çalıştığı kurumda bir dönem eğitim almış ve öğrencisi olmuşumdur. O zamanki izlenimlerimden öte şimdi karşımda bambaşka bir Ertaş var.

 

 

Eğitim hayatı dışında genel olarak Kardelen Tv’deki ‘’Divit Kalem’’ programını yapan Murat Bey bu program ile Erzurum’da olmayan bir pencere açtı.  Kültürel manada aç bırakılan hafıza ve yerel ekranımız  sayesinde –vay be tadında-  hatıralar,fotoğraflar ve konular görüyor,biliyor,tadıyor.

 

 

 

Erzurum üzerine yazılan şiirlerden tutun türkülerimize , içtimai meselerimize kadar birçok konuda geniş bir yelpaze üzerine bir program yapıyor.

 

 

Bununla da sınırlı kalmayan Murat Ertaş , şimdiye kadar yapılmamış bir işe de imza atmıştır. Erzurum’da görüntüsü olupta sesi olmayan birçok Sivil toplum kuruluşu’nun yanına  – bana göre yerine –  ERZURUM ŞEHİR VE KÜLTÜR ARAŞTIRMALARI DERNEĞİ – ŞEHİR’DER adında bu güne kadar en büyük eksiğimiz olan sivil toplum kuruluşunun oluşumuna ön ayak olmuş,imza atmıştır. Kendisiyle beraber Şehir-der’de hepsi  alanında uzman ve farklı kişilerden oluşan oldukça bilgili bir yönetim kurulu ve yine öyle çok güzel üyeleri var. ( Şahsen ve ismen tanıdıklarımda teker teker adları zikredilmeye layık kişiler. Hepsine selam olsun ) Çalışmalarını burada anlatmak yerine-ki bambaşka ve uzun bir yazı gerek –  incelemenizi tavsiye ediyorum.

 

 

Bu aralar bir de boş durmayarak ‘’ Kırk Yama’’ adını verdiği bir de şiir kitabı çıkarmıştır ki haberiniz ola.

 

 

Allah yar ve yardımcısı olsun.

 

 

Osman Nuri Toraman ise yüzyüze tanışıklığım görüşüklüğüm olmayan ama Erzurum’da- Pasinler’de gayet iyi tanınan bir sima. Kendisini  ilkin bir Erzurum sevdalısı olarak medyadan tanıdım. Daha sonra yerel seçimlere aday adaylığı ile takip ettim.

 

 

 

Seçimlere daha bir yıl varken aday adayı olup üstüne de köşe bucak gezip çalışmak her kişinin harcı değilken Osman Bey , işini gücünü bırakıp Erzurum’a teşrif etti.  Cebinde hayallerle değil somut veriler , projelerle gelen Osman Bey’de malesef ki  hak etmediğini ya da ‘’hiçbir başarı cezasız kalmaz’’ prensibinden (!) hareketle hak ettiğini gördü.

 

 

O her ne kadar bunları yaşasa da kızgınlığını yazdıklarıyla görmedim.  Yine kalbi eminim ki Erzurum için atıyor.  Sanırım ikamet yeri İstanbul’da Erzurum Derneği’nin de başkanı kendisi.  Allah onun da yar ve yardımcısı olsun.

 

 

Son olarak Aysun Gemalmaz’da yüzyüze tanıyamadığım ama Osman Nuri Toraman gibi kırk yıllık tanışlarımdan biri.

İlk başlarda yanılgıya düşüp üstünkörü eleştirsem de yaptıklarını yapmak yürek ister. Onun içindir ki bir ‘’ adamlık ‘’ tanımı varsa ve birilerini değerlendiriyorsak kesinlikle bu listede olmalıdır.

 

 

Hiç tanımadığı çocuklara bir parça tebessüm götürebilmek için gözlerinden 20 saate varan bir çalışmaya feragat ediyor. Eliyle oyup , eliyle işlediğini satıp kazandığını paylaşmasını biliyor.

Sosyal sorumluluk alanında kıtlık yaşayan şehrimizde bu iş ‘’ Böyyük İştir’’ ne derseniz deyin.

 

 

Ayrıca – her ne kadar izin almamış olsam da – kendisiyle ilgili kısa bir anektod belirtmek isterim ki yaptığını az çok anlayın.

 

 

Kısa bir zaman önce Diyarbakır’da öğretmenlik görevini yapan arkadaşımızın okulunu ziyarete gittiğimizde bir yerde bize ışık olan ama bir yerde yüreğimizi acıtan bir manzara ile karşılaştık. Tek oyuncakları eşek olan , bir silgiyi dört kişi paylaşan birleştirilmiş bir sınıf ve inanılmaz güzel , gönlü zengin çocuklar. Manzara her ne kadar buralarda da görülen bir durum olsa da inanın ki oralar unutulmuş . Burada bir hatırlayan varsa da oraların esamesi okunmuyor.

 

 

Neyse efendim bu çocuklar için öğrenci halimizle ne yaparız diye düşünürken internet üzerinden ulaşıp meramımı anlattığım Aysun Gemalmaz’dan yakında oraya da ulaşırız dışında bir cevap alamadım. Bu gönül de kolay bulunmaz ya Allah ona da kolaylık versin.

 

 

Yine gazetemizin hatta gazetelerimizin duayenlerinden biri olan Vedat Refayeli’de aynı takdir ve tebriklere mazhar olacak ağabeylerimizdendir.

 

 

Bir parantez de onun için açmak isterim. Erzurum’da bilhassa spor adına sevdalı bir adam ilk olarak  onu görebilirsiniz. Erzurumspor’da iyi niyetleri ile yöneticilik yapmış ve bildiğim kadarı ile şimdi bu iyi niyetinin kurbanı olarak Erzurumspor’un asıl günahkarlarının günahının üstüne yüklenmeye çalışılan bir davalı. Ama o hala Erzurumspor’dan arta kalan Erzurum Büyükşehir Belediyespor’un bile takipçisi.

 

 

Daha nice adını yazamadıklarım hakkını helal etsin. Bir başka yazıyı da onlara ayıracağım.

 

 

Art niyet arayan olursa – çok umurumda olduğundan değil de – cevapsız kalmasın diye bu kadar yazıp çizdiğimi, niyetimi belirteyim.

 

 

Olur ki biri ileride belediye başkanı,bürokrat vs. Olursa bizleri de görmeden geçmezler belki. Biz kapıyı açık tutalım da.

 

 

Saygı ve selamlarımla .

Dua ile.